Posts Tagged ‘ısparta’

Yazıma şu cümle ile başlamak istiyorum… Kurumsal hayat candır… Varsa kurumsal hayattan sıtkı sıyrılan, gelip beni bulabilir, kendi işinin sahibi olduğu dünyayı da deneyimlemiş biri olarak eğer çalıştığın bir kurum var ise, avantajlarını sayabileceğim bir dünya liste sayabilirim size.. Ve listenin en başına da muhtemelen gezmeyi seven bizler için sahip olduğunuz tatil günlerini koyabilirim. Hele bir de Pazartesi ya da Cuma gününe denk gelen resmi tatiller ile birleştirilen haftasonları ile oluşan kısa tatiller ilaç gibi gelir. İşte bu tatil rotamız da bu şekilde doğdu zaten… Uzun zamandır hayalimde olan lavanta tarlalarını sanal alemde görmekten öteye gidip kendim deneyimleyebilecektim artık.. Lavanta kokulu köyün içerisinde buram buram kokan lavanta kokusunu içime çekebilecek, tarlalar arasında oğlumuzun, kendimizin ve tabiki lavantaların fotoğrafını yakından çekebilecektim. Internet araştırmalarından gideceğimiz tarihin de nispeten uygun olduğunu anlayınca hemen yapıştırdık bu tatili 3 güne… Evet 3 gün için o kadar yol uzun gelebilir gözünüze ama kesinlikle son damlasına kadar değdi, kesinlikle tavsiye ederim 😊 Bunu biz bir de 2 yaşında çocuk ile yapabildiğimize göre siz düşünün, o kadar da zor değil yani 😊

Önce Lavanta Kokulu Köy´e nasıl gidilir ile başlayalım bakalım… Isparta´ya uçak ile gidip oradan araç kiralayarak gezebilirsiniz, elbette bu bir seçenek ama kendi aracınızla giderseniz de yolculukta göreceğiniz manzaralar seyahatinize daha fazla keyif katacaktır, hatta güzel sürprizler bile bekliyor olabilir sizi… O yolu çok gitmişizdir, daha önce dikkatimizi çekmemiş de olamaz, muhtemelen bu tarihte o yolu arşınlamamışız, görmemek imkansız çünkü… İnönü ve Afyon arasında sarıya boyanmış ayçiçeği tarlaları gözlerinizi şenlendirecek ve belki de hayalini kurduğunuz kareleri burada yakalayacaksınız ayçiçeği tarlaları içerisinde 😊 6 saatlik bir araba yolculuğu görülse de ihtiyaç molaları, ayçiçek tarlalarında fotoğraf molası derken 9-10 saatte tamamlanabiliyor bu yolculuk, aman acelemiz yok, sağ salim gezelim yeter sonuçta 😊

Nerede kalınır ile ilgili bilgiye geçerken en başta en temel bilgi olarak, Haziran ayı ortasından Temmuz ayının ortasına kadar olan dönem asıl ziyaret zamanı olduğundan bu tarihlerde yoğunluk olabiliyor, eğer tatilinizi planlayacaksanız, kalacağınız yeri çok önceden ayırtmanızda fayda var, yer bulamama riskini önlemek adına 😊 Keçiborlu ilçesinde yer alan Kuyucak köyü´nde kendi evlerinde misafir ağırlayan ailelerin evlerinde konaklayabilirsiniz, Kadın Girişimciler Kooperatifi Başkanı ile görüşüp yerinizi ayarlayabilirsiniz, dilerseniz cep numarasını yazabilirim. Otelde konaklamak isterseniz Lavanta Villa ile Aliya Garden seçenekler arasında. Ama biz rezervasyon için biraz geç kaldığımızdan bunların hiçbirinde yer bulamadık ve Isparta´da Devin Otel´de kaldık, özellikle rotamızı Eğirdir gölü´nü de eklediğimiz için Isparta´da konaklamak bizim için çok uygun oldu. Toplam 3 gününüz var ve 3 gün boyunca tarlalarda yatıp kalkmak, günün farklı saatlerinde farklı ışık yakalayarak lavantaları fotoğraflamak istiyorsanız köyün içerisinde kalmanızı öneririm ama bizim gibi bebekli iseniz bunu hayata geçirmeniz tahmin edeceğiniz üzere imkansız 😊 Bulduğumuz ışık ile idare ettik artık tabi, o yüzden süper kareler yakalayamadım ama hiç yoktan iyidir tabi, buna da şükür 😊 Toplam 3 gününüz var, yollar dahil tabi, lavantalara ek bonus bir yer daha göreyim, Eğirdir gölü için pek güzel diyorlarmış görmek lazım derseniz de bu durumda Isparta´da konaklamak gayet uygun oluyor, aklınızda bulunsun plan yaparken…

Evet şimdi gelelim gezimiz ile ilgili diğer detaylara:

  • İstanbul´dan aracınız ile sabah 5 sularında yola çıktıysanız kahvaltı molası için İnönü´nde bulunan Yeni Lokanta isimli restoranı düşünebilirsiniz. Saçta yaptıkları menemeni mutlaka deneyin 😊 Bebekli gezenlerdenseniz alabalık havuzundaki balıkları izleyerek çocuk eğlemek de mümkün 😊
  • Kahvaltı molanızın ardından biraz yol aldıktan sonra Afyon´da bulunan Dinar Belediyesi´ne ait Suçıkan Park Tesisleri´ne kısa da olsa uğramanızı tavsiye ederim. Şelalesi ve pırıl pırıl küçük gölü ile sizi şaşırtabilir 😊
  • Lavanta Kokulu Kuyucak Köyü´ne girmeden once öbek öbek farklı lavanta tarlaları görebilirsiniz, nispeten sakin, çok kalabalık olmayan bu tarlalarda fotoğraf çekimi yapabilirsiniz, ama panik yapıp aman bumuymuş demeyin, evet upuzun kilometrelerce mor tarlalar göremeyeceksiniz belki ama yine de güzel kareler yakalayacağınız kesin.
  • Lavanta Kokulu Kuyucak Köyü´nde yemek seçenekleri çok fazla değil, o kadar ziyaretçiye yetişebilmek adına genellikle gözleme ve bazlama tost mevcut. Bizim şansımıza tam o gün Kadınlar Kooperatifi´nde köfte vardı, menüye kanıp vazgeçmeyin, ekstra birşey olup olmadığını mutlaka sorun sizinle ilgilenen garsona…
  • Lavanta tarlaları arı vızıltısı ile kaynıyor, ama sokulma vakası yaşamadık, umarım siz de yaşamazsınız, genel olarak aklınızda olsun, eğer alerjik bir durumunuz varsa bu bilgi kritik olabilir…
  • Köyden alabileceğiniz envai çeşitte ürün var, lavanta kesesinden lavantalı sabuna, lavanta yağından lavantalı oda spreyine kadar…
  • Lavantalı dondurma yemeden kesinlikle dönmeyin…
  • Buralara kadar gelmişken Kuyucak Köyü´ndeki lavantalar ile kendinizi sınırlamayın, Burdur gölü manzaralı Lisinia Doğa Proje Alanı´nı ziyaret edin. Türkiye´nin farklı yerlerinden hasta ve yaralı yaban hayvanlarının rehabilite edilerek doğaya kazandırıldığı bir park burası. Uğramadan geçmeyin…
  • Ve asıl, mutlaka ve mutlaka üşenmeden gitmeniz gereken yere geliyorum şimdi, hazır mısınız? Lavanta Deresi… İşte sonunda nispeten upuzun tarlaları görebileceksiniz burada, o yüzden sakın es geçmeyin. Hayalinizdeki kareleri burada yakalamanız çok mümkün 😊 Eğer vaktiniz ve olanağınız varsa gün doğumundan gün batımına kadar orada bulunup günün her ışığında farklı renkler ve farklı enstantaneler yakalamayı denemeyi düşünebilirsiniz 😊

  • Tüm gün o tarla bu tarla gezdiniz, e acıkmışsınızdır artık, Burdur´da Şişçi Kadir, akşam yemeğiniz için ideal olabilir. Burdur şiş gayet lezzetli, mekan da oldukça hareketli.

Lavanta kokulu gezimizle ilgili notlarımı paylaştıktan sonra şimdi gelelim gezimizin bonusu olan Eğirdir gölü´ne…Bu arada bu yaşıma kadar Eğridir diyip durduğum yerin adını doğru dürüst şimdi öğrenmem de enteresan oldu, neyse bilmemek değil öğrenmemek ayıp sonuçta, değil mi? 😊

Yapılacak çok şey yok burada ama manzarası ile sizi şaşırtabilir. Bir gününüzü buraya ayırmanız yeterli, dilerseniz yarımadada yürüyüş yapabilirsiniz ya da plajlarında yüzebilirsiniz, dilerseniz yüzen bot ile göl üzerinde piknik keyfi ya da manzara eşliğinde Big Apple Restaurant´da balık, meze ve bira/rakı keyfi yapabilirsiniz. Yavaş şehir (Cittaslow) olarak geçen Eğirdir gölü´nde şansımıza oldukça aksiyonlu bir gün geçirdik aksine, 17.si yapılan Ulusal Eğirdir Triatlon ve Aquatlonu sayesinde.

Gezilecek yerler listesine bir tik daha atmış olmanın gururu ile Isparta´da akşam yemeğini nereye yiyebileceğimizi araştırmaya koyuluyoruz. Genel öneriler Kebapçı Kadir, Ferah Restaurant ve Hacıbenlioğlu yönünde idi. Pazar günleri Ferah malesef kapalı, diğer ikisinde de akşam saat 8 sularında pek birşey kalmamıştı yoğunluktan ötürü, neyse ki Hacıbenlioğlu´nun son şişlerini biz kaptık 😊 Kesinlikle yediğim en güzel şişlerden (kıymadan yapılan) biriydi diyebilirim, mmmmmm ağzım sulandı yine resmen 😊

Bu arada Isparta ara sokaklarında gezerken, boza sever birisi olarak dikkatimi çeken ufacık bir dükkan oldu, sanırım yaz nedeni ile kapalıydı ama açık olsaydı denemek isteyeceğim yerlerden biri olarak aklımda kaldı, belki bir gün deneme fırsatı bulurum, kim bilir? Dükkanın adı; Günnaz Salep Boza, aman sizin aklınızda olsun, açık görürseniz bir bardak boza benim için de için 😊

3 güne bizim sığdırabildiklerimiz bu kadar, elbette daha çoook gezilecek yer var Isparta´daki Davraz Kayak Merkezi´nden tutun da Yazılı Kanyon Milli Parkı´na kadar… Bunları da başka bir zamana artık diyerek bir sonraki yazıma kadar sevgiyle kalın diyorum 😊