Posts Tagged ‘kaş’

DSC_0163Yazılarımı okuyanlar bilir, illa kendimden bir şeyler yazmazsam içim rahat olmuyor, sadece gidilen yer ile ilgili görülecek yerler şunlar, bunlar yapılır diye yazarsam wikipedia´dan ne farkım olur dedirtiyor bana… Ve bu yazıma da acaba ne yazsam diye düşünürken konu bir anda gene buluverdi beni ve geçen gece bir muhabbet sırasında gelişen bir diyalog yol göstericim oldu bu sefer…

İlk gelen soru: Nefes almak iyi bir şey mi?

Yanıtım elbette, çok şükür ki nefes alabiliyorum ki hayattayım.

İkinci soru: Peki her gece çadırda uyur musun?

Soru çok basit aslında ama çok da zor… Yeniden şükretmek için bir sebep daha… Evet belki, başka koşullarda dünyaya gelmiş olabilirdim, ve belki hayat beni çok daha sert koşullarda zorlayabilirdi ve o zaman işte nefes almak benim için iyi bir şey olmayabilirdi… Öyle koşullarda belki nefes aldığım için şükretmek mümkün olmayabilirdi… Gibi gibi yazıp daha fazla karamsarlığa da sizleri çekmek istemiyorum ama sorunun içinde bir şey gizliydi, ve umarım sizde de ‘aslında çok şanslı bir insanım ve içimde bulunduğum oyunun bana sundukları muhteşem’ şeklinde hisler uyandırmıştır…

Neyse gelelim yazımızın asıl konusuna:)

DSC_0040Eğer şengen vizeniz var ise en geç bir gün öncesinden Kaş-Meis seferlerini yapan Kahramanlar turizm firmasına –organizasyonu yapan iki firma var, bizim tercihimiz Kahramanlar´dan yana oldu-pasaportunuzu teslim ederek seyahat işlemlerinizi başlatabilirsiniz, kişi başı ücreti 90TL harç pulu dahil olarak. Sabah saat 10´da hareket eden tekne ile Meis´e varış süreniz yaklaşık 25-30 dakikayı bulabiliyor çapayı boşalt, çapayı topla derken. 10:30 civarlarında da Meis adasına ayak basıp turunuza başlayabiliyorsunuz.

Eğer gece konaklamayacaksanız bizim gibi, akşam dönüşünüz saat 16:00´da. Yaklaşık 6DSC_0036 saatlik bir sürede hem adayı gezmeniz, hem fotoğraf çekmek hobileriniz arasında ise çekim yapmanız, hem yemek keyfi sürmeniz, hem kahve için zaman ayırmanız, hem yüzmeniz, hem de duty-free´den alışveriş yapmanız gerekiyor. İlk başta yapılamaz gibi gelse de dönüş için tekneye bindiğinizde aslında hepsine yetecek kadar zamanınız olduğunu görüyorsunuz:)

Naçizane önerilerim:

* Remezzo cafe´de ada kıyısında dizilmiş rengarenk evler ve evlerin yansımaları manzarası karşısında her ne kadar Beyaz Fırın´ınki kadar leziz olmasa da milföy pastası ve yanında latte içebilirsiniz.

* Arka sokaklara dalıp yaşamları izleyebilirsiniz ki gittiğiniz zamana göre değişebilir  ve DSC_0063kimseyle de karşılaşamayabilirsiniz. Kapı önünde oturan yaşlı teyzelerin fotoğrafını çekme hayali kurarken sizleri sadece kapı eşiğinde keyif yapan kediler bekliyor olabilir, şaşırmayın:)

* Kiliseler kapalı olduğu için bunlarla ilgili çok fazla bir paylaşımım olamayacak maalesef, ama gittiğiniz gün açık olurlarsa gitmişken görülebilir. Kiliselerin dışında Osmanlı Camii ve Arkeoloji Müzesi, adanın tepesinde yer alan Aya Yorgi manastırı görülecek yerler arasında.

* Deniz ve Kaş manzarası eşliğinde kalenin çevresini dolaştıran taşlı patikayı adımlayabilir, dilerseniz mola vermek için denize girebilirsiniz.

* To Paragadi restaurant´da Alfa marka birayı yudumlarken kalamar, karides, saganaki – ki Kaş´da yapılan versiyondan çook çoook daha güzel, kesinlikle tavsiye DSC_0123ederim– , tarator ve ahtapotun leziz tadına varabilirsiniz. Ardından siz de bizim gibi ‘helva olsaydı ne iyi giderdi ya da buraya özgü bir tatlı olsaydı da ağzımız tatlansaydı’ derseniz biraz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz, çünkü bu restoranda tatlı menüsü yok, aklınızda bulunsun:)

* ‘E tatlı çekti canımız artık, yemeden olmaz diyenlerdenseniz’, Stratos cafe´de bizim irmik tatlısına benzeyen tarçınlı tatlı ile mozaik pastayı deneyebilirsiniz…

* Kıyıdan kalkan taksi botlar ile mavi mağaraya ve yakın plajlara da gidebilirsiniz.

* Ve en son hazır gelmişken uygun fiyata içki alalım derseniz, oldukça küçük olan duty free´den de alışveriş yaparak turunuzu tamamlayabilirsiniz.

Bir gün yolunuz Kaş´a düşerse tatil planınıza bir günlük Meis gezisini de umarım eklersiniz… Ama sakın bavulunuza pasaportunuzu koymayı unutmayın:)

DSC_0081Meis gezimizden fotoğrafları aşağıda izleyebilirsiniz…Son yıllarda yaptığım ‘tek tabanca’ seyahatlerimden kareler diye oluşturduğum tüm fotoğraf albümlerimde kendimden eser olmazken ya da maksimum bir ayak fotoğrafı veya aynaya yansımam olurken sevgilimle yaptığımız bu geziden artık benim bile çekilmiş fotoğraflarım var, ne kadar keyifliymiş diyerek bir sonraki yazıma kadar hoşçakalın diyorum 🙂

This slideshow requires JavaScript.

 













 

 

Bazen kendimi, evde gün yapıp 20-25 kişiyi ağırlayan annemmiş gibi hissediyorum…. Tek fark ile… Börekler açmak ve pastalar hazırlayan anne özeni yerine, çay, kahve, bira, kokteyl, frozen, lynchburg, mojito gibi aklınıza gelebilecek her ne var ise hazırlayan bir anne hassasiyetiyle…

Bir de uzun zamandır aklımda olan benzetmemi paylaşmak için bu yazımı yazmayı bekliyordum, izninizle çok kısaaa bir geçmişe dönüş yapacağım…:) işbankasıKaş´a taşınmam vesilesiyle ziyaretime gelen dostlar ile ya da ilk defa burada ağırlarken tanıştıklarımızla olan ağırlama ve uğurlama ritüeli, çocukluk dönemimde yaz sezonlarını geçirdiğimiz Yelkenkaya´daki yazlık evimizdekioyun parkı günleri hatırlattı… Yelkenkaya İşbankası kampı´nı belki bilenleriniz vardır. Haziran-Eylül dönemini 15´er günlük devreler halinde İşbankası mensuplarına kura ile konaklama fırsatı çıkardı, bizler de şanslı çocuklar olarak tüm yaz dönemi boyunca her devreye gelen akranlarımızla tanışma fırsatı bulurduk. Nerede mi? Elbette oyun parkında.. Ve bir bakardık ki daha ilk günün sonunda grup kurulmuş ve akşam sohbetleri başlamış… O 15 gün o kadar hızlı geçerdi ki, son gün ayrılmak çok zor olurdu, hatta devreler arasında bir günlük boşlukta – e o günde de kamp temizliği yapılırdı yeni devre misafirleri için -,bizde de bir hüzün ki sormayın… Ve ertesi gün geldiğinde yeni devre çocukları gelir ve aynı döngü yeniden başlardı… Nedense biraz nostalji yapıp eski günleri yadedesim geldi 🙂

nereid2Neyse bu kadar laklak yeter, bu haftanın mekanına gelsin sıra bakalım… Sezon yoğunluğunda akşam 21:30 servisi ile otel misafirlerimizi Kaş´a getirdikten sonra, artık bize serbest zaman demek isterdim ki Kaş´da bu o kadar da kolay değil…Kaş´lı olmak bazen zormuş yahu, herkes herkesi tanıyor, yolda merhaba demeden ve en az bir yarım saat oyalanmadan bir yere ulaşmanın – şikayet etmiyorum yanlış anlaşılmasın, keyifli aslında 🙂– gayet zor olduğu sevimli kasabamızda az da olsa Berkay ile baş başa kalma fırsatı yakaladığımız nadir anlardan birinde, Nereid Meyhanesi´ni keşfedelim dedik…Pembe begonviller arasında nereidmavi ve beyaz renklerin hakim olduğu mekana,  dekoratif olarak kullanılan balık ağları ve deniz fenerleri hoş bir hava kazandırmış. Restorana geldiniz, mavi-beyaz pötikare örtülü masanıza yerleştiniz ve sipariş zamanı mı geldi? İşte size ‘yemeden ayrılmayın’ diyeceklerim: ahtapot ızgara, saganaki peyniri, karışık ege otlarından sıcak olarak üzerine yoğurt ile servis edilen meze, kalamar, mücver ile kılıçbalığı pastırmalı paçanga…Deneme fırsatı yakalayamadığımız daha pek çok çeşit meze.. Ama hepsinden tatmak için tek bir akşam yeterli değil maalesef.. Sizler de bu yazdıklarımın haricinde denedikleriniz olursa paylaşırsanız sevinirim, e ne de olsa hayat paylaştıkça daha güzel 🙂

Şimdiden afiyet olsun ve bol keyifli bir gurme akşamı olsun 🙂

Gezelim görelim, tadalım içelim, paylaşalım moduna, yeni bir Kaş yazısı ile devam edelim bakalım 🙂

Öncelikle biraz sezon bilgisi vererek başlayayım, her ne kadar yaz sezonu açılmış olsa da, geçen yıllara oranla yerli ve yabancı turist sayısının az olmasının, Kaş esnafını üzdüğünü söyleyebilirim… Eski ‘gezgin’ profilim ile, Kaş´a tatile gelseydim çok kalabalık olmamasından memnun olabilirdim, ancak yeni ‘junior turizmci’ profilimle, kalabalık olacağı günleri heyecanla bekliyorum doğruyu söylemek gerekirse… Daha önceden dikkatimi hiç çekmeyen konulara dikkat kesilmeye başladım diyebilirim, bunlardan birisi de mesela içki reklam yasağının etkisinin sadece alkol satan yerler ile alkol üreten firmalefes-alkol-yasagiar üzerinde olduğu yönünde bir algı oluşmuştu bende, ama şimdi görüyorum ki mesela marka barındıran şemsiyeler bile değiştirilmek zorunda tesislerde, ve bunun maliyetsel etkisi… Belki sizler farkındaydınız, daha yeni mi fark ettin diyebilirsiniz, ama ben anca işin içine girince fark edince bu gözlemimi de paylaşayım istedim…

Neyse gelelim şimdi fasulyenin faydalarına 🙂 Daha önceki paylaşımlarıma ek olarak Kaş´da bir akşamı, nasıl renklendirebilirsiniz?

Hem gözünüze hem de midenize hitap eden bir restoran ve ardından kulaklarınızın pasını silecek hoş bir müzik dinletisi için iki farklı mekan önerim olacak…

photo 2Tüm gün yüzdünüz, güneş banyosu yaptınız, photo 1yoruldunuz… Ve karnınız zil çalıyor… Hemen cicilerinizi giyip pastörel renklerde dekore edilmiş, Kaş manzarasına sahip ‘Papillon Bistro´´da akşam yemeğinizi yiyebilirsiniz. 1988 yılında hizmet vermeye başlayan Cafe Papillon, son 4 yıldır yeni yerinde ‘Papillon Bistro’ adıyla müşterilerini ağırlıyor. Zamanında müşterisi olan bir çiftin emin ellerine bırakılan mekanın menüsünde,  özel soslu salatalar, spaghetti çeşitleri, kendi mutfaklarında
imal ettikleri ravioli, fettucine gibi İtalyan lezzetleri ile Türk mutfağının mantısını bulabilirsiniz. Spesiyalleri olan rulo patlıcan, mücver ve ızgara
kalamarı denemeden kesinlikle ayrılmayın. Şinitzel tutkunu iseniz dana şinitzelini ve cheesecakeseverseniz bol meyveli şeftali cheesecake´i kaçırmayın… Bu arada size bir tavsiye daha, eğer yediklerinizden memnun kalırsanız, mutlaka beğendiğinizi belirtin ki arka planda çok da görünmeyen ama yediklerinize lezzet katan aşçıların yüzlerine gülücük kondurabilesiniz 🙂 Ve gülücük konduracağınızdan emin olabilirsiniz 🙂

Güzel bir yemeğin ardından sessiz sakin bir ortamda içkinizi yudumlarken, guler_ozincebir yandan da söz yazarı ve besteci Güler Özince´nin kendi bestelediği şarkıları gitarı eşliğinde dinlemek isterseniz Pazartesi ve Salı akşamları Asmaaltı Cafe´ye ya da Çarşamba, Cuma ve Cumartesi akşamları ise Mayor Bistro´ya uğrayabilirsiniz.

Şimdiden keyifli bir akşam diliyorum….

Köy´den indim şehir´e derler genelde ya, benimki tam tersi 🙂 Gerçi Kaş için köy demek uygun olmaz artık, 53 binin üzerinde nüfusu olan bir yerleşim beldesi. Antalya´nın ilçesi olan Kaş´a geçen yıl aşık oldum ve bir yıl içerisinde ‘nereden nereye’ ve ‘hayat sürprizlerle dolu’ dedirtecek ölçüde bir değişimle, işte şimdi buradayım ve gururla söylebilirim ki artık ben de bir Kaş´lıyım 🙂 Kaş´lı olarak da, burada nerelerde yemek yenir, nerelerde içilir, nerelerde gezilir, nerelerde dağıtılır gibi bilgileri ekleyerek hazırladığım yazılarımla ve paylaşımlarımla sizlere azıcık da olsa yol göstermeyi kendime bir borç bilirim 🙂

Öncelikle geçen yıl yazmış olduğum yazımda bazı restoranlara yer vermiştim, yeniden göz atmak istersiniz belki diye burada paylaşıyorum. https://aktivitemidediniz.wordpress.com/2013/08/10/ehl-i-keyif-bir-kasaba-kas/

Bu sefer daha önce denemediğim ve bu hafta deneme fırsatı yakaladığım iki restorandan bahsetmek istiyorum… Meze konusunda damak çılgınlığı arıyorsanız Ruhibey Meyhanesi ve leziz soslarıyla marine edilmiş biftek arayışındaysanız da Maya Steak Restaurant, bu haftanın önerileri 🙂

Ruhibey Restaurant:

Kaş´ın içerisinde yer alan Uzun çarşı caddesinden yukarı çıkarken hem sağda ve solda bulunan mağazalara göz atabilir hem de balkonlardan sarkan begonvilleri ve sokağın diğer ucunda bulunan lahiti de alacak şekilde birbirindmicrosoft ekip ruhibeyen güzel fotoğraflar çekebilir ve sokağın renk cümbüşüyle önce gözlerinize bir ziyafet çekebilirsiniz ruhibey mezeleziz bir yemek öncesinde… Microsoft bünyesindeki kurumsal hayatımın ardından herkesin hayalini kurduğu yeni hayatımda,  Limanağzı´nda Delos Beach Hotel´de hem konaklamaya hem de beni ziyarete gelen yaklaşık 30 kişilik Microsoft ekibi ile Ruhibey Restaurant´ını keşfe geldik… Özellikle evlilik teklifi almış, ya da şu anda teklif bekleyen ya da evli olup hiç teklif almamış olan çiftlerin tatlı çekişmeli sohbetleri eşliğinde, pek çok çeşitte ve hiçbirinden pişmanlık duymadığımız lezzette mezeleri rakı eşliğinde ‘götürdük’ diyebilirim 🙂 Mutfağın açık olması ve her hazırlanan ikramın gözler önünde hazırlanıyor olması da oldukça iç rahatlatıcı J Özellikle sezonunda yani Haziran ve Eylül tarihleri arasında gitmeden önce rezervasyon yaptırmanızı kesinlikle öneririm.

Maya Steak Restaurant:

maya2Sürekli balık ve meze ikilisi yaptınız ve canınız güzel bir bonfile mi çekti, o zaman doğru adres: Maya Steak Restaurant. Delos Beach Hotel´de çalışırken gün boyu koşturmaca, bazen yemek yemek için vakit bulamadığımız zamanlara dahi sebep olabiliyor, hadi vakit buldun onda da çok hızlı atıştırman gerekiyor, bu da bir ölçüde aslında sağlıksız yaşama doğru sürüklüyor insanı… Berkay ile ara ara fırsat buldukça Kaş´da hem sohbet ederek hem baş başa vakit geçirerek hem yemeğimizi yiyip hem de şarabımızı yudumlayacağımız maya steakmekanları teker teker deneme bahanesi ile biz de bir nebze içimize protein yüklemeye karar verdik… Ve başlangıcı kuzu eti sevmeyen biri olarak güzel bir bonfile ile açma isteğime karşılık Berkay´ın önerisi ile kendimizi burada bulduk… 8 yıldır hizmet veren Maya Steak restaurant, çok şeker bir karı kocanın güvenli ellerinde… Ağaçlar altında küçük bir avluda yerleştirmiş oldukları 7-8 masalık bir yer… Küçük olması sebebiyle yine sezonunda rezervasyon ile gitmenizi öneririm. Tam sırrını alamadığımız ama küçük ipuçlarını alabildiğimiz maya ve brandy sosu ile hazırladıkları Maya bonfilem ve farklı soslarla hazırladıkları mantarlı bonfile ve biberli bonfile menünün favorileri arasında. İçanadolu´dan getirdikleri etler ile hazırladıkları bonfile çeşitlerinin yanı sıra sos tarifini alamadığımız ama çok leziz sezon salatasını kesinlikle öneririm. Güzel yemeğinizi ayrıca Manisa´da üretilen ve restoran ile aynı ismi taşıyan Mayya şarabını da yudumlayabilirsiniz.

Eveeettt şimdilik  bu kadar, ama yeniden Kaş ile ilgili olarak farklı yazılarımla karşınızda olacağım 🙂

DSC_0190Tatil dönüşü biraz hüzün bastı, tam da yazma zamanı sanırım… Denizin maviliklerine daldığınızda deniz, sizi ‘gel, burada daha ne güzellikler var’ diye içe çekebilir, buna kapılıp peşine takılmanız olası, ama hayati riski de cabası… Bir hafta boyunca sudan çıkmadan yüzmenin sonucu olarak benzetmelerim biraz ıslak kaçabilir şimdiden söylemesi 🙂 Neyse diyordum ki tam da hüznün içine çekilirken, ‘bir dakika şimdi orada dur, hayatta hiçbirzaman hiçbirşey kalıcı ve mutlak olamaz’ diye bir içses çıkıverdi aradan… Nasıl ki gece olmasa gündüzün, gündüz olmasa gecenin anlamı olmazdı, hayat yin ve yang gibi, iyinin içinde kötü, kötünün içinde iyi, mutluluk içinde hüzün, hüznün içinde de mutluluk…Sürekli mutlu olsaydık o zaman ne anlamı kalırdı o anda mutlu olmanın… Hayattan genel olarak bu yaşımda anladığım, ne kadar çok o mutlu anlardan biriktirebilirsen DSC_0075o kadar şanslısın demektir… E bir de yanında sevdiğin ve değerini bildiğin dostların ve senin de değerini anlayan arkadaşların varsa işte o zaman ehl-i keyif bir yaşam sürüyorsunuz demektir..

Son tatilimde işte ben bunu yaşadım, onyüzmilyon baloncuk yuttum tadında sayısız mutlu an…Mutlu anlarım bana kalsın, ama Kaş´da nerede ne yenir, nerelere gitmeli, nasıl gitmeli, bu konularda biraz tüyolar vermek isterim… Ama izninizle önce bir teşekkürü borç bilirim…Okuyanlar bilir, genelde tek başıma seyahat etmeyi severim, bol bol araştırmayı, orayı burayı gezmeyi, plan yapmayı da…Uzunca bir zamandan sonra gerçekten ‘hiç kılımı kıpırdatmadan, hiçbir araştırma yapmadan’ gideceğim yerle ilgili tüm araştırmayı yapan, restoranların rezervasyonlarını tamamlayan ve her gittiğimiz yerden de memnun yüzlerle ayrılmamızı sağlayan Gülay´a ve tüm plana sadık kalıp uyumlu olduğumuz için de kendime ve Selma´ya teşekkür ediyorum 🙂

Kaş´a nasıl gidilir?

İstanbul´dan Ulusoy, Varan ya da Kamil Koç´un otobüsleri ile yaklaşık 12-13 saat süren bir kara yolculuğu ile seyahat edebilirsiniz. Ertesi gün ‘kaplan pençeleri’ gibi ayaklarınızın olması olası, derseniz ki ben kaplan ayağı istemiyorum, o zaman Antalya´ya ya da Dalaman´a uçak ile seyahat edebilirsiniz. Burada benim tavsiyem Dalaman´ı tercih etmeniz yönünde olur. Transfer almak istediğinizde Antalya-Kaş arası 3-4 saat sürerken, Dalaman-Kaş arası daha makul 2 saatlik bir sürede Kaş´a ulaşabiliyorsunuz. İstanbul´dan sehayat biraz meşakkatli, ama oraya vardığınızda tüm yorgunluğa değdiğini farkedeceksiniz siz de…

Kaş´da nerede kalınır?

Kaş merkezde pek çok otel var, Küçük Çakıl plajı civarında olanların hepsi birbirinin aynı sayılabilir. Sonradan arkadaşlarımın planına dahil olduğumdan ve tatil tarihlerimiz bayram dönemine denk geldiğinden merkezin biraz uzağında ama minibüs ile yaklaşık 5 dakika süren yolculuk sonunda ulaşabileceğiniz Kaş Marin Otel´de kaldım. Benim için deniz tatilinde en önemli olan unsur, kalacağım yerin deniz kenarı olması, sabah erkenden uykumdan kalktığım gibi daha yüzümü bile yıkamadan kahvaltı öncesinde denize girme imkanı sunuyorsa o otel 5 yıldızlıdır gözümde 🙂 Eğer sizin de kriterlerinizden biri bu ise tercih edebilirsiniz. Merkeze olan mesafesi sizi kesinlikle ürkütmesin, özellikle Küçük Çakıl plajında şezlong bulamazken burada rahat rahat güneşin de tadını çıkarabilirsiniz.

www.kasmarinhotel.com

İletişim: 0242 836 2560

Kaş´da neler yapmalı?

  • Kaş Marin Hotel´inin plajı özellikle soğuk suda yüzmek istemeyenler için ideal, Küçük Çakıl plajına nispeten oldukça sıcak…Ve buranın spesiyalitesi olan ‘cacık on the beach’i içmeden ayrılmayın 🙂
  • Eğer soğuk suda yüzmek istiyorum derseniz, tuhaf bir benzetme olacak ama ‘dünyada bildiğim kadarıyla sadece İngiltere´de geçerli olan ve sıcak ile soğuk suyu karıştırmana izin vermeyen musluk sistemi’ gibi denizin derinlerine dalarsanız ılık ama üstlerinde kristalize soğuk suda yüzmek isterseniz Küçük Çakıl plajındaki mekanları tercih edebilirsiniz.
  • Eğer biraz bakir ortam olsun ama tesis de olsun derseniz önereceğim yer oldukça güzel. Dilerseniz burada konaklayabilirsiniz de…Kaş merkez´den Limanağzı´na giden teknelere atlayabilir, 15 dakika süren mini tekne yolculuğunun ardından Delos Beach´e varabilirsiniz. Denizi güzel, mekan güzel, sizleri karşılayan insanları güzel… Gece konaklamak isterseniz Kaş´dan en önemli farkı da loş ortamda gökyüzünde milyonlarca yıldızları izleyebilecek olmanız… Gün içerisinde kooperatif´in tekne servisi var, ama en iyisi mekana vardığınızda bu saatleri yeniden teyit etmeniz…
  • Eğer bakir ortam isterim, tesis olmasa da olur, zaten sudan çıkmam derseniz de diğer favori mekanım, Hidayet Koyu… Denizi mükemmel, şnorkelinizi de almayı unutmayın, her an Caretta görebilirsiniz 🙂 Oradaki teyzelerin yaptığı gözleme-ayran ikilisini yapmadan ve piknikçi usulü demllik çay keyfini sürmeden dönmeyin…
  • Olmazsa olmazı olan ve turkuazdan laciverte kadar renk kartelasının tüm tonlarını taşıyan masmavi denizde ‘bol bol’ yüzeceğiniz  Kekova turunu, Dennis Bot ile yapmadan kesinlikle dönmeyin. Tur sırasında ziyaret edeceğiniz Simena´da Ankh Café´de şeftali, muz ve fındık aromalı evyapımı dondurmasına mutlaka vakit ayırın. Dennis Bot ile Kaş-Kekova turunun yanısıra Aperlai turuna veya şansınız yaver gidip dolunaylı gecelere denk gelirseniz mehtap turuna katılabilir, isteğe bağlı olarak gruba özel turlar da planlayabilirsiniz.
  • Tatilinizin sonunda edineceğiniz garanti kiloların mimarı olan Bahçe Balık Restoran´da mezelerin, balığın ve sohbetin lezzetini tatmadan, Dolphine Restoran´da her ne kadar yemeklerini çok lezzetli bulmasak da denize bakan güzel manzarasının keyfini sürmeden, Bi Lokma´nın kıymalı mantısını ve zeytinyağlı tabağını yemeden, Zaika´nın gerçekten süper güleryüzlü ekibinin yaptığı servis eşliğinde lokum gibi etlerini tatmadan ve acıdan hoşlanıyorsanız vücudunuza ‘Eroin’i enjekte etmeden :), Köşk Restoran´da Halep böreği ve patlıcan kebabını yemeden kesinlikle ayrılmayın. Bu mekanları da başka bloglarda okuduğumuz için deneyimledik aslında itiraf etmek gerekirse, bir sonraki gidişimde diğerlerini de değerlendirmekte fayda görüyorum, bazen en keşfedilmeyenler aslında ne cevherler barındırır ya içlerinde, diğerlerinin de hakkını yememek lazım, bunların haricinde gidip de önerdikleriniz olursa paylaşırsanız sevinirim 🙂
  • Yemeğin ardından da biraz da içelim, coşalım, müzik dinleyelim kafasında iseniz seçenekler şöyle: Önüne attığı rengarenk ahşap masaları olan Martı, güzel deniz manzarasına sahip De Ja Vu ile Mor café, hem müzik dinleyip hem de sohbetinize devam edebileceğiniz mekanlar. Eğer canlı müzik dinlemek isterseniz Echo´yu deneyebilirsiniz. Dansetmek için de Red Point ve No 11 oldukça keyifli. No 11´i özellikle tavsiye ederim, daha gençlik yıllarımı, Bodrum´daki Körfez ve Adamik gecelerini hatırlattığı için sanırım 🙂
  • Oldu da çok geç yattınız, afyonunuz patlamadı ve ayılmak istiyorsanız da, Türk Kahvecisi´nde kendilerine özgü sunumları eşliğinde Türk kahvesinin tadını çıkarabilirsiniz.

Bunları yazarken yeniden ne kadar özlediğimi farettim, sanırım kalbim Kaş´da kaldı… Yeniden gitmek ümidiyle, sizlere de yolunuz düşerse bol bol mutlu an biriktirebileceğiniz keyifli bir Kaş macerası diliyorum….

This slideshow requires JavaScript.